.

 
 

Yumurtalık Kistleri ve Myomlar

Yumurtalık kistleri içi sıvı dolu yapılardır. Yumurtalık kistlerinin değişik tipleri vardır. Hemen hemen her kadında hayatının bir döneminde yumurtalıklarında kist saptanabilir. Bu kistler genellikle bulgu vermezler ve tedavi dahi gerektirmezler. Ancak bazen kistlerin içerdikleri hücre türüne bağlı olarak hormon veya benzeri maddeler salgılayabilir ve bazı şikayet ve bulgulara sebep olabilirler.

En sık rastlanan şikayetler ise kasık ağrısı, ilişkide ağrı, karında dolgunluk ve basınç hissi ve adet düzensizlikleridir.

Kistin sapı etrafında dönmesi ya da patlaması durumunda ise çok şiddetli karın ve kasık ağrısı ortaya çıkabilir.

Kistlerin en sık nedeni hormonal düzensizliklerdir. Normalde her adet döneminde yumurtalıklarda zaten boyutları 2-2,5 cm'ye kadar ulaşabilen folikül adını verdiğimiz bir basit kistcik oluşur. Sonra bunun çatlaması ile yumurtlama gerçekleşir. Kadın gebe kalmaz ise bu dönemden yaklaşık 14 gün sonra adet görür. Ancak hormonal düzensizliklerde bu yumurta taşıyan sıvı dolu kesecik ya çatlamaz ve sabit kalır ya da büyümeye devam ederek basit kist şekline dönüşür. Bunlar genellikle tek taraflıdır ve eğer çok fazla büyümezlerse ağrıya neden olmaz ve sıklıkla da kendi kendine kaybolurlar.

Eğer kistler 5-6’cm’nin üstüne çıkarlar ise sapları etrafında dönme riskleri artmış demektir ve böyle bir durum geliştiğinde yumurtalığın alınması gibi bir olasılık da gündeme geleceğinden genellikle böyle bir tabloya meydan vermemek için hekim müdahele etmeyi tercih eder.

Ayrıca kistler çapları büyüdükçe ve ultrasonografi ile diğer bazı özellikler de gösteriyorlarsa (her iki yumurtalıkta da görülme, çeperinin kalın olması, içersinde katı yapıların izlenmesi, kistin dışına taşan yapıların olması, içersinde bölmelerin olması, karın içersinde sıvı toplanması vs. gibi) bu kistlerin kötü huylu olma olasılıkları da arttığından müdahale edilmelerinde fayda vardır. Hekiminiz muayene sonunda bu olasılıktan size bahsedecektir.

Eğer mutlaka gerekiyorsa operasyonun tipi genellikle laparoskopi şeklinde olmalıdır. Böylelikle karın katları kesilmediğinden kişi evine ve işine kısa sürede dönebilecek ve ameliyat sonrası şikayetleri de çok az düzeyde olacaktır. Eğer kistin kötü huylu olma olasılığı yüksekse o zaman hekim açık operasyonu da tercih edebilir.

Genellikle 5-6 cm’den küçük olan ve yukarıda bahsedilen özellikleri taşımayan yumurtalık kisti varlığında hekimler doğum kontrol hapı gibi yumurtalıkları baskılayıcı bir tedavi ile kistin küçülüp küçülmediğini gözleyeceklerdir. Eğer küçülme yok ise o zaman müdahele edilip edilmeyeceğine karar vereceklerdir. Ayrıca ultrasonografinin yanında tümör belirteçleri denilen bazı kan tahlilleri de kistin yapısı hakkında bilgi verebilmektedir.

Bu tahlillerden en sık kullanılanı CA-125 adı verilen belirteçtir.

Ancak unutulmamalıdır ki bu belirteçler sadece kötü huylu hastalıklarda değil birçok basit olayda da yükselebilir. Ama özellikle düşük çıkmaları hekimi olumlu düşünmeye sevkedecektir.

ÇUKULATA KİSTİ NEDİR ?

Çukulata kisti endometriosis hastalığında oluşan bir kist türüdür. Endometriozis adı verilen durum yumurtalıklarda görüldüğünde burada içi koyu kahverengi, eskimiş kan dolu, çikolatayı andıran görünümde bir sıvı içeren bir kist meydana gelebilir. Bu yüzden buna çikolata kisti adı verilmiştir. Çikolata kistlerinde genellikle doğum kontrol hapı gibi baskılayıcı tedaviler pek anlamlı bir küçülme sağlamazlar. Eğer 5-6 cm'nin üzerine çıkarlarsa operasyon gerekebilir.

Endometriosis hastalığı hakkında daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız.

POLİKİSTİK OVER (YUMURTALIK) NEDİR ?

Yumurtalık kistleri genelde tek bir kist olmasına karşın burada çok sayıda ve milimetrik boyutlarda kistin yumurtalık içinde bulunması söz konusudur.

Polikistik Over (PKO) adı verilen bu durum herhangi bir nedenle yumurtlamanın uzun süreli olarak yarıda kalması sonucu oluşur. Her ay gelişerek çatlaması gereken folikül, gelişiminin belli bir aşamasında "duraklar" ve ufak bir kist olarak yumurtalık dokusu içinde kalır.

Bu durum uzun süreli tekrarladığında yumurtalık içinde yan yana dizili çok sayıda kist oluşur. Bu nedenle hastalığa polikistik over(latince :çok sayıda kistik yumurtalık) adı verilir.

Polikistik Over hakkında daha fazla bilgi edinmek için lutfen tıklayınız..


MYOMLAR

Rahimde ur dendiğinde akla ilk gelen myomlardır. Myomlar rahim ve rahim ağzında görülebilen, düz kas dokusundan gelişen selim (iyi huylu) tümöral yapılardır. Genellikle yuvarlak ve pembemsi renktedirler ve rahim içinde her yerde bulunabilirler. Otuzbeş yaşın üzerindeki kadınların % 20’sinde rahimde ur (myom) görülmektedir. Yani aslında oldukça sık rastlanan oluşumlardır.

Myomlara en çok 35-45 yaş grubu kadınlarda rastlanır. Ergenlik döneminde görülmesi çok ender bir durumdur. Yine menopoz döneminde de myom görülme sıklığı düşüktür ve doğurganlık yaşlarında myom tanısı almış çoğu kadında menopoza girdiklerinde myom boyutlarında küçülme ve şikayetlerde gerileme görülür.

Neden Myom Oluşur ?

Myomun oluşumundaki mekanizmalar tam olarak açıklık kazanmamış olsa da, gelişme-büyümesinde östrojenin (kadınlık hormonunun) yer aldığı gösterilmiştir. Genel olarak myomlarda % 0.5 oranında kanser gelişim olasılığı olduğu kabul edilmekle birlikte, birçok çalışmada bu oranın çok daha düşük olduğu görülmüştür.

Yani myomu olan kadınların telaşlanmalarına gerek yoktur.

Myomun yol açtığı şikayetler nelerdir?

Myomlar sıklıkla belirti vermezler. Bazen jinekolojik muayeneler esnasında tamamen tesadüfen de tespit edilirler. Ancak; çoğu zaman büyüme ve yerleşimleriyle orantılı olarak şu bulguları verebilirler;

Adet kanamalarının fazla olması ve uzun sürmesi
Adet arası dönemde ara kanamalar
Fazla miktarda kanamalara bağlı kansızlık oluşması
İdrar torbasına bası nedeniyle sık sık idrara çıkma
Barsaklara bası yaparak kabızlığa neden olma
Karında büyüme veya şişlik, ele gelen kitle
Adet dönemlerinde yada cinsel ilişki sırasında kuyruk sokumuna doğru ağrı
Tüplerin yada rahmin ağzını kapayarak kısırlığa neden olma

Rahim içini kaplayan myomlar bazen tekrarlayan düşüklere de yol açabilirler

Myom tanısı koymak kolaydır. Tipik belirtilerle gelen bir kadında yapılan jinekolojik değerlendirme (muayene ve ultrason) ile tanı koyulur.

Tedavi:

Myomlar genellikle küçük ve şikayete neden olmadıklarından tedavi gerektirmezler. Buna rağmen belirgin bulgu verenler, doğurganlığı etkileyecek kadar büyüklükte olanlar veya kanser ya da benzeri habis (kötü huylu) tümörlerle karışabilecek özellikte olanlar tedavi gerektirirler.

Myomların tedavisi, hastanın şikayetlerine ve yaşamının gelecek dönemine ait planlarına uygun olarak şekillendirilmelidir

Çocuk sahibi olmayı düşünmeyen, ailesini tamamlamış ve ileri yaştaki bayanlarda eğer rahimin büyük bölümü myomlarla kaplanmış ise en uygun seçenek rahimin tamamının alınmasıdır. Unutulmamalıdır ki rahimin bebek taşıyıp doğurmaktan öteye bir başka görevi yoktur.

Eğer genç ve çocuk doğurma olasılığı olan bir bayanda myom saptanır ise ve şikayetlere de yol açmış ise elbette o zaman myomun çıkarılması ve rahimin korunması gerekecektir. Bu işleme myomektomi operasyonu adı verilir. Myomektomi operasyonu ve rahim alınması operasyonları genellikle açık yapılan işlemler olmalarına karşın bazı durumlarda Laparoskopi denilen kapalı ve kesilmeden yapılan operasyonlar şeklinde de yapılabilir. Bunun için bu tür endoskopik işlemlerde tecrübeli bir hekimin bu operasyonları uygulaması gerekir.

Laparoskopik operasyonlar hakkında daha fazla bilgi edinmek için lütfen tıklayınız.

Myomların ilaçla tedavisi mümkün değil midir?

Şu anda myomları küçültüğü bilinen herhangi bir ilaç yoktur. Analog adı verilen ve kişiyi geçici olarak menopoza sokan aylık ya da üç aylık iğneler uygulandığında, hormon seviyelerinin menopozdakine benzer şekilde düşmesinden dolayı elbette myomun hacmi de küçülecektir. Ancak ilaç bırakıldıktan ve adetler geri geldikten 2-3 ay sonra myomun eski büyüklüğüne geri döndüğü görülmektedir. Ayrıca geçici menopoz tablosunda hastanın şiddetli ateş basmaları ve eğer tedavi uzun sürerse kemik erimesi de olabilmektedir.

Bu tedavi yöntemi myomun ameliyatla çıkarılmasından önce operasyonda olabilecek kan kaybını azaltmak ve myom hacminin küçültülerek operasyonun kolaylaşmasını sağlamak amacıyla bazı hekimler tarafından ameliyat öncesi kısa süreli olarak kullanılmaktadır.

Myomların yol açtığı uzun süren kanamalar, ara kanamaları gibi adet düzensizlikleri söz konusu olduğunda ise genellikle progesteron hormonu içeren değişik haplarla tedavi de uygulanabilir. Ancak bilinmelidir ki bu tedaviler myomun kendisini tedavi etmez ancak yol açtığı kanama problemlerini düzeltebilir.

Eğer fazla kanamalar kişide kansızlığa da yol açtıysa demir haplarıyla tedavi de uygulanmalıdır.

Unutulmamalıdır ki myomların kesin tedavisi cerrahidir.

Anasayfa | Yönetim | Hastanemiz | Doktorlarımız | Kalite Yönetimi | Haberler | Hizmetlerimiz | İletişim